Sitemize Üye Olmak İçin Alttaki Butonlara Tıklayın.!



 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 twilight kitabından kesilen başka bir sahne:alice-jasper-bella

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
gamzenur
Yeni ÜyeYeni Üye
avatar

Domuz
Mesaj Sayısı : 40
Kayıt tarihi : 10/09/09
Yaş : 23
Nerden : yozgat

MesajKonu: twilight kitabından kesilen başka bir sahne:alice-jasper-bella   Çarş. Eyl. 16, 2009 8:25 pm

bunu kesinlikle okumalısınız süper Twisted Evil Smile Smile Smile Smile

Araba parlaktı, siyah ve güçlü; camları limuzin siyahıydı. Motor büyük bir kedi gibi hırladı gecenin derinliğine ilerledik.
jasper tek eliyle sürüyordu , dikkatsizce görünüyordu ama masküler araba ileri doğru mükemmel pozisyonda uçuyordu.
Alice siyah derili arka koltukta benimle birlikte oturdu. Nasıl olduysa uzun gece boyunca başım onun mermer boynuna düşmüş , soğuk kolları beni sarmış ,yanağını başımın üzerine dayamıştı.

ince pamuk kazağının önü soğuktu, gözyaşlarımı dökmüştüm.Şimdi ve sonrasında nefes alışverişim düzenli olmazsa yatıştırıcı , hızlı ve yüksek sesiyle birşeyler mırıldanıyor , şarkı söylğyor gibiydi.
Kendimi sakin tutmak için onun soğuk dokunuşlarına odaklandım; bu edwardla olan fiziksel bağıma benziyordu.ikiside güven vericiydi. - farkına vardığımda,paniğe kapılmaya başladım, bütün eşyalarım hala kamyonetteydi- onları bırakmak zorunluydu, koku ile ilgili birşeyler yüzünden.
Bana para yada kıyafetler için endişelenmememi söylediler.Onlara güvenmeyi denedim, Rosalie'nin dar kıyafetlerinin ne kadarda rahatsız olduğunu yoksaymak için efor sarfettim.
Yumuşak yolda jasper güçlü arabayı asla saatte 100-120 kilometrenin altında sürmedi, ama hiç polis arabasıda görmedik.
sadece benzin almak zorunda olduğumuz 2 sefer monotonca kullanmıştı. jasper ödemeyi yapmak için içeri girdiğinde iki seferdede avare gibi hissettim.
Kuzey kaliforniya'ya yakın bir yerlerde yine fren yaptık.Kurumuş , acıyan gözlerimle gri ışıklar oluşan bulutsuz gökyüzünü izledim.Bitkin düşmüştüm , ama uykudan kaçınmıştım, zihnim bilinçsizliğin içine dalmak için rahatsız edici resimlerle fazlasıyla doluydu.
Charlie'nin kırılmış ifadesi, edward'ın dişlerini gösterdiği vahşi hırıltısı, avcının şiddetli bakışları,Laurent'in iç karartıcı ifadesi,Edward'ın beni son kez öptüğünde gözlerindeki ölü bakış, duygularım umutsuzluktan korkuya gidip geliyordu.

Sacremanto'da alice jasperdan bana yemek almak için durmasını istedi. Ama ben kafamı yorgunca salladım ona hafif bir sesle sürmeye devam etmesini söyledim.
Birkaç saat sonra LA'in banliyolarında alice onunla yine yumuşakça konuştu ve o benim zayıf itirazlarıma rağmen otoyoldan çıktı.
Büyük alışveriş merkezi otoyoldan görünüyordu ve oraya sürdü, park yerine çekti katlı otoparkın en alt katına indi.
"arabayla kal " dedi alice jasper'a talimat vererek

endişeli bir şekilde " eminmisin?" diyo sordu.
"burada kimseyi göremiyorum" dedi. jasper başını sallayıp izin verdi.
Alice elimi tutup beni arabadan çıkardı. beni kendine yakın tuttu, karanlık garajda yürüdük . Garajın karanlık gölgelerinde kıyıdan ilerledik.Onun cildinin parıldadığını farkettim.
Alışveriş merkezi kalabalıktı. Bazıları yanımızdan geçip gitti bazıları ise başını çevirip bize baktı.
Park garajının birkat üzerinde bizi güneş ışığından koruyacak şekilde köprünün altından yürüdük. içeri girdiğimizde floresan ışık altında alice'in daha az farkedilir olduğunu gördüm.
o sadece beyaz ciltli siyah saçlı siyah gözlü bir kız gibi görünüyordu. gözlerimin altındaki mor halkalarla eminim ben daha bariz farkediliyordum.
hala yolumuzdan geçen herkeze karşı dikkatli davranıyorduk, merak ediyordum bizi gördükleri zaman neler düşünüyorlardı.Dans eden Alice'in yüzündeki meleksilik göze çarpıyor , ince solgun renkte giydiği elbise solgunluğunu yeterince bastırmıyor , benim elimi tutuyor , açıkça bana liderlik ediyor,
ben ise garip görünen ama pahalı kıyafetimde enkaza benziyordum,donuk saçlarım ensemde toplanmıştı.
Alice beni doğruca yemek bölümüne götürdü." ne yemek istersin?" Yağlı fast food'un kokusu midemi kaldırdı.ama alice'in gözleri onu kandırmak için açık değildi.
isteksizce hindili çorba söyledim.
"lavaboya gidebilirmiyim? " diye sordum sırada beklerken.
"tamam" dedi ve sıradan ayrıldık benim elimi hiç bırakmadı.
"yalnız gidebilirim" dedim. alışveriş merkezinin sıradan havası beni dün akşamki olaydan sonra daha normal hissettiriyordu.
"üzgünüm bella ama edward buraya geldiğinde aklımı okuyacak ve eğer senin bir dakika bile yanından ayrıldığımı görürse...." dedi yavaşça isteksizce doğabilecek sonuçlardan korkarak.
kalabalık tuvaletin dışında bekledi.diğer kadınların bana bakışlarını görmezden gelerek ellerimi ve yüzümü yıkadım.ellerimle saçımı taramaya çalıştım.ama çabucak pesettim.
Alice kapıdan çıkınca yine elimi tuttu. yavaşça yemek sırasına doğru yürümeye başladık. resmen sürünüyordum ama ban sabırsızlık göstermedi.beni yerken izledi.önceleri yavaşça yedim ama iştahım geri gelince hızlandım.beni hızlıca bir dakikalığına yalnız bıraktığı süre içinde aldığı sodayı sonuna kadar içtim , bir diğerini alırken bile gözlerini asla benden ayırmadı.
" yediğin yemek daha rahatlatıcı görünüyor " diye yorum yaptı bitirdiğimde. " ama daha eğlenceli gibi görünmüyor" dedi.
"avlanmak daha heyecanlı , tahmin edebiliyorum ."
"hiçbir fikrin yok " dişlerini göstererek sırıttı ve birkaç insan bize doğru baktı.
çöpümüzü attıktan sonra beni geniş koridora doğru sürükledi.gözleri istediği birşeyi ararken parlıyordu, tüm yol boyunca beni sürükledi.pahalı bir butiğe gelince durdu.
üç güneş gözlüğü aldı biri erkek için ikisi bayan için. tezgahtara tanınmadık temiz altın çizgileri olan kredi kartını uzattığında tezgahtarın ona yeni bir ifade ile baktığını farkettim.
bir aksesuar mağazası buldu ve tarak ile lastik bantlar aldı.
" iki beden civarımısın?" bu bir beyanattı soru değil.
beni yük katırı gibi kullandı. kollarıma kıyafetler doldurmuştu.kendisi içinbde XS bedende birşeyler seçtiğini görüyordum.kendisi için seçtiği kıyafetlerin hepsi hafif şeylerdi.
ama yere kadar uzundular, cildini mümkün olduğunca kaplayan şeyler.
satıcı kız tanınmayan bu kredi kartını gördüğünde aynı ifadeyi gösterdi, daha yardımcı olmaya başlamış ve alice'e "bayan" demeye başlamıştı.söylediği isim tanınmayan ve zor birşeydi.merkezden çıktığımızda kollarımız çantalarla doluydu.

"sana nasıl seslendi?"
"kredi kartında Rachel Lee yazıyor. avcıya iz bırakmamak için çok dikkatli olmalıyız. hadi gidelim üzerini değiştir"
beni soyunma odalarına doğru sürüklerken bunu düşündüm. paketleri altüst ettiğini duydum sonunda bana açık mavi pamuklu elbiseyi kapının üzerinden uzattı.Rosalie'nin uzun ve çok dar kıyafetlerinden kurtulduğum için minnettardım
onları çıkardım ve kapının üzerinden ona uzattım. bana kapının altından yumuşak deri sandaletleri uzattığında şaşırdım, bunları ne zaman almıştı?
elbise inanılmaz derecede iyi oturdu.pahalı kesimi vücudumda süzülüyordu.odadan çıktığımda rosalie'nin elbiselerini çöp kutusuna tıktığını gördüm." ayakkabılarını al " dedi. onları çantaların üstüne koydum.
Garaja geri döndük.alice'in bu sefer daha az görünüyordu çantalarla saklanan cildi görünmez gibiydi.
jasper bekliyordu. arabadan dışarı bizim geldiğimiz yöne doğru kaydı bagaj açıktı.önce benim elimdeki çantalara uzandı ve Alice'e alaycı bir bakış attı.
" gelmem gerektiğini biliyordum" dedi
"evet " dedi alice ona katılarak." seni kadınlar tuvaletinde görmekten memnun olurlardı" jasper cevap vermedi.
Alice çantaları daha bagaja koymadan çabucak karıştırdı ve jasper'a bir gözlük uzattı.birinide kendine aldı.Banada üçüncü gözlük ile bir fırça verdi.Kısa kollu gömleğini dışarı çıkardı, transparan siyah , t-shirt'ünün üzerine giydi açık bırakarak. ve son olarak hasır şapkasını giydi.
daha kullanışlı kıyafetler seçmişti. onları top haline getirip bir yastık gibi arka koltuğa koydu." şimdi uyumak zorundasın" diye ricada bulundu.boyun eğer gibi arka koltuğa doğru süründüm.önce kafamı yasladım sonra etrafımda kıvrıldım. araba çalıştığında yarı uyur vaziyetteydim.
" bana tüm bunları alman gerekmezdi " dedim
" bunu içni endişelenme bella , uyu" sesi huzur vericiydi.
"teşekkürler" nefes aldım , kolay olmasada uykuya daldım.sıkışık pozisyonda yattığım için uykumdan uyandım.hala bitkindim, ama aniden gerginleşerek nerede olduğumuzun farkına vardım.
güneşli vadiyi görmek için oturdum, düzlüktü palmiye ağaçları , otoyollar, sis ve yüzme havuzları , dağ diyebileceğimiz kısa kayalıklar . bir ferahlama hissetmediğim için şaşırdım, sadece yağmurlu gökyüzüne benim için edward demek olan yeşilliğe karşı ev özlemi duyuyordum.
beni bunaltan bu düşünceleri dağıtmak için kafamı salladım.Alice ve jasper dikkatlice konuşuyorlardı.yine kendimdeydim ama onlar bir işaret vermediler.
onların hızlı ve yumuşak sesleri etrafımda büyüyor bana müzik gibi geliyordu.nerede kalacağmızı tartıştıklarını farkettim.

"bella" dedi alice sıradan bir şekilde sanki ben çoktan bu konuşmaya dahil olmuşum gibi " havaalanı ne tarafta?"
"I-10 de kalın" dedim otomatik olarak." yanında geçeceğiz"
" bir yeremi uçuyoruz?" diye sordum.
" hayır ama her ihtimale karşı yakın kalmak daha iyi." cep telefonunu çıkardı ve bilgi aldı.herzamankinden daha yavaş konuşuyordu, havaalanı etrafındaki otelleri soruyordu önerilere katılıyordu. Christian Bower adına 1 haftalık rezervasyon yaptımıştı, kredi kartı numarasına bir kere bile bakmadan.Operatör'in teyit etmek için tekrarladığını duyuyordum ama eminim ki onun hafızası için yardıma ihtiyacı yoktu.
"Alice" dedim o konuşmasını bitirince. " babamı aramam lazım" sesim dengeliydi. bana telefonu uzattı.
öğlenden sonrayı geçmişti. onun işte olmasını umuyordum. ama ilk çalışta cevap verdi .Onun end,telefondaki endişeli ifadesini düşününce korkuyla sindim.
" baba " dedim tereddütle
"Bella! neredeydin hayatım!" sesinde güçlü bir bağışlama vardı ( rahatlama yada )
"yoldayım" onun 3 gündür yolda olduğumu bilmesine gerek yoktu.
" tatlım , hadi bunu konuşalım sadece bir çocuk için burda ayrılmana gerek yok " çok dikkatli davranıyordu.
"baba bana bir hafta ver. tüm bunlkarı düşünmem lazım dönüp dönmeyeceğime karar vereceğim. bunu seninle bir ilgisi yok tamammı! " sesim yavaşça titredi." seni seviyorum baba . neye karar verirsem seni yakında göreceğim . söz veriyorum."
"tamam bella" sesi uysallaşmıştı . " phoenix'e vardığında beni ara"
"seni evden arayacağım baba hoşçakal"
" hoşçakal bells, " kapatmadan önce tereddüt etti.
şimdiye kadar charlie ile aram yine düzelmişti. alice'e telefonu geri verdim.beni dikkatlice izliyordu.belkide bir başka duygusal kırılma bekliyordu.
ama ben sadece çok yorgundum.
Tanıdık şehir camdan akıp geçiyordu. trafik aydınlıktı. çabucak şehir merkezinden çıktık ,sky harbor'un kuzey tarafına kıvrıldık.tempe'den güneye döndük. kuru dere yatağından diğer tarafta havaalanına 1 mil kala jasper alice'in komutu ile çıktı. Alice kolayca airport hilton'a çıkan yolu tarif etti.
ben motel6 olur diye düşünmüştüm ama emindim ki parasal bir sorunları yoktu.
valet park'ın olduğu yere sürdük ve bu etkileyici arabanın yanında iki belboy belirdi.jasper ve alice dışarı çıktılar.oldukça film yıldızları gibi görünüyorlardı siyah gözlükleriyle. ben garip şekilde dışarı adım attım arabada uzun süredir sıkışmıştım, şimdi evde gibi hissediyordum. jasper bagajı açtı ve içindekileri çabucak boşalttı
arabanın içi koyu renk döşemesine rağmen oldukça serin kalmıştı ; phoenix akşamına doğru adım atmak gölgede bile başımı fırına dayamışım gibi , ilk defa kendimi evde hissettim.
jasper kendine güvenen bir şekilde boş lobiye doğru ilerledi. alice benim yanımda dikkatlice duruyordu.belboy'lar eşyalarımızı taşıyordu.Jasper krallara benzeyen havasıyle masaya yanaştı.
"bower" profesyonel görünümlü resepsiyoniste söylediği tek kelimeydi.Kız kolayca bilgiyi doğruladı
çabucak geniş suitimize yerleştik.belboylar eşyalarımızı yavaşça bıraktı. halsizce koltuğa oturdum alice dans eder gibi odayı kontrol ediyordu. jasper onlarla tokalaştı ve sonunda yalnız kaldık.
jasper camları kapattı . alice ise oda servisi menüsünü kucağıma bıraktı.
"birşeyler söyle " diye talimat verdi.
" ben iyiyim " dedim isteksizce
bana karanlık bir bakış fırlattı ve menüyü geri aldı. edward hakkında birşeyler geveledi ve telefonu eline aldı.
"Alice gerçekten " diye başladım ama bana sessizce bir bakış attı. başımı koltuğun başına dayadım ve gözlerimi kapattım
kapı çalması beni uyandırdı. o kadar çabuk yerimden sıçramıştım ki koltuktan kayarak düşmüştüm ve alnımı kahve sehpasına çarptım.
" ow" dedim başım dönmüş ve alnımı ovuşturuyordum.
önce jasper'ın güldüğünü duydum, ve ağzını kapatmaya çalıştı, ifadesini bastırmaya çalışıyordu.
Alice kapıyı açtı dudaklarını kenarı kıvrılmıştı.
koltuğa geri döndüm kafamı ellerimle tutuyordum . Bu benim yemeğimdi; kırmızı et kokuyordu, peynir sarımsak ve patates kokusu etrafımda dolaşıyordu.
Alice sanki yıllardır garsonluk yapıyormuşçasına tepsiyi taşıdı ve dizlerimin önündeki sehpaya koydu.
" protein'e ihtiyacın var " diye açıkladı , büyük bifteği ve yanında dekorasyon oluşturan patatesleri bırakarak. " eğer kanın anemik gibi kokarsa edward buraya geldiğinde bundan hiçte memnun kalmayacaktır"
neredeyse şaka yaptığında emindim. şimdi yemeğin kokusunu duyunca acıkmıştım.hızlıca yedim şekere doyan kanımdaki enerjiyi hissediyordum. alice ve jasper beni görmezden geldiler , haberleri izliyorlardı yavaşça konuşuyorlardı bir kelimesini bile anlamıyordum.
kapı ikinci bir kere çaldı.yine ayaklarımın üzerine sıçradım neredeyse kahve masasının üzerindeki yarı boş tepsi yüzünden ikinci bir kaza geçirecektim
" bella sakinleşmen gerekiyor" dedi jasper.alice kapıya baktı.temizlikçilerden biri ona üzerinde hilton logosu bulunan bir torba verdi.
Alice aldı ve onu bana verdi. açtığımda bir diş fırçası buldum , diş macunu ve kamtonetimde bıraktığım önemli birkaç şey .
Gözlerim yaşlarla doldu. " bana karşı çok naziksin" dedim alice'e bakarak ve sonra jasper'a
jasper'ın aramızdaki mesafeyi korumak için herzamankinden daha dikkatli davranıyordu , ki benim yanıma gelip elini omzuma koyduğunda çok şaşırdım.
" sen ailenin bir parçasısın artık " dedi sıcak bir gülümseme ile . Ağır bir bitkinlik hissettim vücudumda. göz kapaklarım ağırlaşmaya başlamıştı
"çok kurnazca jasper" dediğini duydum alice'in. Soğuk kolları dizlerimden yakalayıp sırtımı destekledi ve beni kaldırdı .beni yatağa götürmeden uyumuştum.
uyandığımda daha çok erkendi.iyi uyumuştum rüyasız . herzamankinden daha dikkatliydim uyandığımda. ortalık kararmıştı ama kapının altından ışık sızıyordu.
yatağın yanına uzandım ışık bulmaya çalışıyordum . başıma bir ışık geldi ve nefesim kesildi.Alice oradaydı dizlerinin üzerinde yanı başımda.eli lambadaydı
"üzgünüm" dedi . rahatlamış vaziyette yastığa geri düştüm. "jasper haklı " devam etti " rahatlaman gerek"
" peki o zaman bunu ona söyleme " diye mırıldandım " eğer beni biraz daha rahatlatmaya çalışırsa komaya gireceğim"
kıkırdadı " farkettin ha?
" eğer başıma vursaydı bu bile daha az belli olurdu"
"uyumaya ihtiyacın vardı. " dedi hala gülümsüyordu.
" ve şimdi duş almaya ihtiyacım var ıykkk!" hala açık mavi elbise ile olduğumu farkettim.Ağzımda havlı bir tat vardı.
"sanırım alnın morardı " dedi
temizlendikten sonra daha iyi hissettim. alice'in yatağa benim için bıraktığı kıyafetleri giydim , avcı yeşili bir t-shirt ipekten yapılmıştı , kahverengi şortlar.
yeni aldıklarımız orda bıraktıklarımdan daha güzel olduğu için suçluluk hissettim. sonunda saçlarımla birşeyler yapabilmek çok iyi geldi.otel şampuanları iyi kalitedeydi saçlarım yine parlamaya başladı . onları kurutmak için biraz zaman harcadım.
aynada kaşımın üzerindeki koyu gölgeyi inceledim , muhteşem!
sonunda dışarı çıktığımda ışık perdeden sızmaya başlamıştı. alice ve jasper koltukta oturuyordu, sabırla neredeyse sesi kapatılmış televizyona bakıyorlardı
masada yeni bir tepsi yemek vardı.
"ye" dedi alice

"The Twilight Saga: The Official Guide ",kitabından
Stephen Meyer,biLdiğiniz gibi kitaptan çıkardığı böLümLeri yayınLanıyor
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
twilight kitabından kesilen başka bir sahne:alice-jasper-bella
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Seri Kitapları :: Alacakaranlık-
Buraya geçin: