Sitemize Üye Olmak İçin Alttaki Butonlara Tıklayın.!



 
AnasayfaAnasayfa  KapıKapı  TakvimTakvim  SSSSSS  AramaArama  Üye ListesiÜye Listesi  Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 New Moon'un Yönetmeni Chris Weitz'den Açıklamalar

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
fatoş
ModeratörModeratör
avatar

Köpek
Mesaj Sayısı : 516
Kayıt tarihi : 09/09/09
Yaş : 23
Nerden : mersin/tarsus

MesajKonu: New Moon'un Yönetmeni Chris Weitz'den Açıklamalar   Perş. Eyl. 17, 2009 9:01 pm





Hitfix birkaç organizasyonla birlikte geçen mayısta merakla beklenen “The Twilight Saga: New Moon” filminin setini ziyaret etme fırsatını ele geçirdiğinde film ekibinin en önemli üyelerinden yönetmen Chris Weitz’le konuşamamıştık.
Her zaman nazik ve profesyonel biri olan Weitz’le “The Golden Compass” filmi hakkında konuşmuş ve “Down to Earth” online kampanyasında onunla birlikte çalışmış biri olarak Weitz’in çok meşgul olduğu zamanlarda konuşmadan duramadığını biliyorum. “New Moon” un çekim takviminin ne kadar yoğun olduğunu düşünerek, yapım şirketinden onunla daha sonra konuşma sözü alarak ayrılmıştık. Bu hafta, bu sözü yerine getirdiler. Weitz Twilight’ın devam filminin kurgusuna ara vermişti ve rahatlamış görünüyordu. Röportajın tam metni aşağıda, ama öncelikle Weitz’in dile getirdiği bazı önemli konu başlıkları:

* Phil Tippet’in ekibinin Jacob’ın ilk fragmanın sonundaki kurda dönüşüm sahnesini bu kadar çabuk düzenleyip yenileyebilmesine Weitz bile şaşırmış. Sahne sayısız işlemden geçmiş ve şu an fragmandaki versiyonundan çok daha gerçekçi bir halde.

* Weitz önümüzdeki iki hafta içinde kendi kurgusunu Summit’e sunacak. (director’s cut-filmin yönetmenin kendi kurgusunu yaptığı versiyonudur. Sinemalarda bu şekilde gösterime girmez genellikle, yapım şirketinin isteği doğrultusunda kurgulanmış versiyonu bizler sinemada seyrederiz. Yönetmenin montajı ise dvd’lerde karşımıza çıkabilir.)

*Alexandre Desplat şu aralar filmin tema müziği üzerinde çalışıyor. New Moon için yapılan müziğin Carter Burwell’in “Twilight” tema müziğine benzeyen kısımları var, ama Alexandre Desplat’ın ortaya çıkardığı şey daha farklı olacak.
*Thom Yorke ve Kings of Leon filmin soundtracklerine katkıda bulunmak istiyor.

*”New Moon” un 23 Temmuz’daki Comic-Con panelinde filmden daha önce görmediğimiz birkaç sahne gösterilecek.

*Filmin içindeki “Facepunch” filmi gösterilmeyecek, filmden sadece sesler duyulacak.
*Avrupa’nın her tarafından filmin yapım aşamasını görmek için İtalya’ya gelen fanların eşliğinde çekim yaparken yaşananlar Beatlemania gibiymiş. (Beatlemania, Beatles çılgınlığına verilen özel isim.)

*Volturilerin dış görünüşü kitaptaki anlatıma çok benziyor; ama internette dolaşan fan çalışmalarına pek benzemiyor. Weitz Volturilerin 2000 yıl yaşadıktan sonra hafiften çıldırmış olduklarını düşünüyor.

*Weitz David Slade’le tanışmış ve her ne kadar aynı oyuncular ve görsel efekt ekibi kullanılsa da Eclipse’in New Moon’dan daha farklı olmasını bekliyor.

*Fanların daha New Moon’u bile izlemeden onun Breaking Dawn’ı yönetmesini istemelerinden dolayı gururu okşanmış; ama fanların Eclipse çıktıktan sonra Breaking Dawn’ı David Slade’in yönetmesini isteyeceklerini düşünüyor.

*Weitz’in filmi basılması için 30 Ekim’e kadar teslim etmesi gerekiyor, yoksa film gösterim tarihine yetişmeyebilir.

Sette bulunduğumuz gün İtalyan vampirlerinin karargahında çekim yapıyordunuz.

Evet, çok büyük bir setti orası.

Bilmenizi isterim ki, ben kitapları okumaktan özellikle kaçınıyorum çünkü bir sinemasever olarak film serisinin zevkini çıkarmak istiyorum…

Kitabı özellikle okumayan birçok insan var. Onlara erkek deniyor. (gülüyor)

Bu konu hakkında konuşabilir misiniz öyleyse? Niçin kadınların erkeklerden daha çok ilgilendiği bu seride yer almak istediniz?

Aslında ben ve erkek kardeşim seyircisi daha çok bayan olan ya da başarısı bayan seyircisinin çokluğuna bağlı olan birçok film yaptık. American Pie bile bu sınıftan aslında. American Pie’ın iğrendirici komedi filmlerinin yanında sivrilen yanı da olayların gelişimi bence. American Pie’ı bayan izleyicilerin de ilgilenebileceği şekilde yapmıştık. Twilight serisi gerçekten kadınlar için çok çekici geliyor, ama serinin asıl odak noktası başkarakterin duyguları ve romantizm ve bence ne yazık ki stüdyo sistemi bu tür konuların erkek izleyicileri de ilgilendirmesini sağlayamıyor. Stüdyolar erkeklerin sürekli etrafta bir şeylerin patladığı aksiyon sahnelerinden hoşlandığını düşünüyor ve belki de bu düşünce yanlış. Ben bu düşünce tarzını doğru bulmuyorum. Bu filmi kesinlikle sadece bayanlar izlesin diye yapmadım. Bu filmde değişik gruplardan izleyicilerin ve yaşı daha olgun izleyicilerin ilgilenebileceği şeyler ilk filmdekinden daha fazla. Gerçekten de oyuncu kadrosu bizi başarıya götürecek anahtar. Oyuncu kadrosunun harika olduğunu düşünmüş ve onlarla çalışmak istemiştim. Bu film ayrıca özel efektlerle çalışmak, genç oyuncularla çalışmak ve duygusal hikayeler üzerinde çalışmak üzerine yeteneklerimi göstermeme de fırsat verdi.

'Twilight' taki ana öğe duygusallık; ama aynı zamanda özel efektlerin yeri de fazla. Bu açıdan bakıldığında çalışma alanının rahat olduğunu söyleyebilir misiniz? Bunlar sizin daha önceden de yapmış olduğunuz şeyler, öyle değil mi?

Film yaparken hiçbir zaman rahat olamadım, çünkü hep çok baskıcı bir ortamda çalışıyorsunuz ve filmi yapmak için limitsiz zamanınız ya da paranız yok. Bu projede daha önceden alışık olduğum birtakım şeyler vardı – bunlara alışık olmam da gerçekten önemli olduğunu düşündüğüm şeyi yapmama; yani bu özel efektleri ve aksiyon sahnelerini filmde ön plana yerleştirmeyi değil de hikayeyle uyumlu olmalarını sağlamama yardımcı oldu. Gerçekten de bir insanın bir filme gidip de “Vay canına, özel efektler harikaydı.” demesini istemezsiniz. Kullandığınız özel efektlerin büyüklüğünün fark edilmemesini umarsınız. Tabii ki insanlar at büyüklüğündeki kurtları ve onların özel efektle yapıldığını fark edecek; ama bu sahneler gerçekçi görünecek ve anlamlı olacak. Yani, özel efektlerle uğraşmaya alışık olduğumu söyleyebilirim.

Efektler konusuna gelirsek… Sanırım set ziyaretimiz sırasında yapımcıyla konuşmamızdan ve onun bize “Hala kurt adam sürüsünün tasarımlarıyla uğraşıyoruz.” demesinden iki ya da üç hafta sonra ilk fragman çıkınca ve sonundaki harika sahneyi görünce hepimiz şoke olduk. Hiç baştan sona bu kadar çabuk gelişen bir projede yer almış mıydınız?

Gerçekten çok çabuk gelişen bir proje. Phil Tippet’in ekibinin kurda dönüşüm sahnesini nasıl oluşturduğuna ben bile şaşırdım. Sanırım bunu ekibin bir onur meselesi haline getirdikleri için bu kadar çabuk yapabildiler. Fragmanda gördüğünüz o kısım bile fragman çıktıktan sonra 20-30 defa işlemden geçti. Gerçekten muhteşem bir iş çıkardılar ve Phil Tippet gerçek bir dahi. “Star Wars: The Empire Strikes Black” te de bekçilerin tasarımını yapmıştı. Görsel efektler konusunda efsanevi kişiliklerden biri o ve bu kadar kısa bir sürede ekip olarak yapabildikleri şeyler hayret verici. Aynı zamanda bizler de bunun kadar güzel sonuçlar elde edebilmek için baş döndürücü bir hızda çalışıyoruz. İşin içinde sadece Tippet yok, çıktığı yıl Oscar kazanan “Golden Compass” in görsel efekt danışmasını eski dostum Mike Fink’in başkanlığındaki Frantic/CBS (LOOK UP) de var. Evet, gerçekten çok hızlı çalışıyoruz, ama aynı zamanda yarattığımız efektleri Javier Aguirresarobe’un inanılmaz sinematografi tekniğine mümkün olduğunca uydurmaya çalışıyoruz. Işık hızında çalışıyoruz denebilir, ama bunların hepsi şık ve güzel görüntüler oluşturmak için.

Filmi tamamen bitirmenize ne kadar kaldı?

Kendi kurgumu stüdyoya göstermeme iki hafta var. Bazı kurtların kürklerinde halletmem gereken şeyler var. Kurtların bazıları hala görünmez biçimde ve bazıları da sizin de gördüğünüz gibi animasyon şeklindeler. Edward’a ve diğer vampirlere ışık vurduğu zaman kavuştukları elmasa benzer parlayan görüntü üzerine çalışıyoruz. Bella’nın Edward’ın sesini duyduğunda ve onun yanında olduğunu hayal ettiğinde üzerinde oluşan halüsinasyona benzer etkiyi de yaratmamız lazım. Alexandre Desplat da film müzikleri üzerine çalışmaya yeni başladı. Soundtrackte kullanılacak müzikleri seçmeye başladık, yani birçok işi bir arada yürütüyoruz, ama hepsi çok iyi olacak; çünkü elimizde yaşayan en iyi film bestecilerinden Alexandre Desplat var ve devraldığım bu harika serinin soundtrackinde yer almak birçok müzik grubunun ilgisini çekiyor, ekibimzde görsel efektlerle ilgilenen kişiler de var. Bana da sadece hikayeyi bir araya getirirken yanlış bir şeyler yapmamak kalıyor.

Filmin tam olarak bitmesine daha epey varmış anlaşılan.

Gerçekten daha var. Ve ayın 24’ündeki Comic-Con’da orada bulunanlara filmden birkaç sahne göstereceğiz. Ve evet, halledilmesi gereken daha çok şey var, ama tüm bunlarla uğraşmak zevkli aynı zamanda.

Müzik demişken… Alexandre Desplat, Carter Burwell’in yaptığı tema müziğini kullanacak mı?

Sanırım evet, çünkü her film serisine özgü bazı melodiler vardır, bilirsiniz. Galiba bu müziği daha değişik bir biçimde aktaracak ve filmin tema müziklerinden birçoğu yepyeni olacak; çünkü onun tarzı Carter Burwell’dan farklı, ama sanırım pek yabancı olmadığımız şeyler duyacağız. Sanırsam tüm seri boyunca duyulacak müzikler hafif ezgilerden oluşacak.

Müzikten biraz daha hızlıca bahsedelim. Paramore’u bu kadar meşhur eden şey, galiba serinin ilk filmiydi. İkinci filmde soundtrack’e katılmak isteyen kişi ve grupların sayısı sizi şaşırttı mı ve birilerini geri çevirmek durumunda kaldınız mı?

Şanslıyım, henüz birilerini geri çevirecek durumda değilim; çünkü şu an hala her şey biraz belirsiz; ama filmin soundtrackleriyle ilgilendiklerini söyleyen bazı gruplar beni şaşırttı. İlgilenenler arasında harika kişiler ve gruplar var. Film için doğru olan şarkıların soundtracklere dahil edilmesine dikkat edeceğiz. Thom Yorke ilgilenenler arasında. Eğer şanslıysak Kings of Leon da soundtracklere katılabilir. Bu tarz yeteneklere ulaşmış olabilmek çok heyecan verici.

Filmdeki üç kişilik sinema randevusu sahnesinde gösterilecek 'Facepunch' filminden bahseder misiniz?

Evet, şey, aslında bu film gözükmeyecek. Film içinde yer alan bu filmin adını bulmak zorunda olmam komikti. Kitapta adı ‘Crossfire’ ya da ‘Crosshairs’ ya da buna benzer bir şey olarak geçen filmin adı zaten daha önceden yapılmış bir filmin adıydı; bu yüzden kullanmamız yasal olarak mümkün değildi. Salak aksiyon filmi isimleri arasından kaç tanesinin gerçekten bu isimleri taşıdığını bilseniz şok olursunuz. En sonunda Summit’in avukatlarına 10 isimlik bir liste yaptım ve onlar da hangilerinin kullanılabileceğini araştırdılar. "Facepunch" kullanılmayan iki isimden biriydi. Diğeriyse "Kill Hunt" tı ve ben “Facepunch” ı seçtim. Gerçekten gidip “Kill Hunt” adlı bir film çekebilirim. Ve adı “Facepunch” olup bütün bir film boyunca sadece insanların birbirlerinin yüzüne yumruk atmalarını anlatan bir film yapılmalıydı diyerek erkek kardeşimle aramızda hep şakalaşırdık. Filmin içinde film gibi bir şey olacak bu. Bella’nın gidebileceği en az romantik film bu film; çünkü arkadaşı ona çıkma teklif ediyor ve Bella da aralarında romantik bir şeyler olmasını istemiyor.

Stephenie size bu filmle ilgili herhangi bir fikir verdi mi?

Üzerinde “Facepunch” logosu olan bir T-shirt verdi. Stephenie popüler kültürün ya da popüler kültürün saçmalıklarının sadık bir takipçisi; bu yüzden filmin adı onu çok güldürdü.

Film DVD’de yer alacak mı?

Film mi? (Gülüyor.) Maalesef “Facepunch” diye bir film yapmadık; bu iş fanlara bırakılmalı belki de. Filmden sesler duyacaksınız ki bu sesler arasında vurulan veya birbirini kesen insanların sesleri var. Bu film, bu türden bazı filmlere göndermede bulunuyor ve onlarla kısaca ve komik bir biçimde dalga geçiyor. “Facepunch” hayal edilebilecek en saçma aksiyon filmlerinden biri.

Chris, kitapta bu sahnede Rotten Tomatoes sitesinden de bahsediliyor. Filmde de bu siteden bahsedilecek mi?

Bahsedilmeyecek. Bunun Rotten Tomatoes yüzünden olduğunu sanmıyorum; ama Summit Entertainment ilk filmde bir gazinonun kartlarını kullanarak başını belaya sokmuştu ve artık var olan şeyleri filmlerde kullanmamak konusunda çok dikkatliler. Muhtemelen gidip site sahiplerinden rica etsek “Harika olurdu.” deyip izin verirlerdi. Sonra bir avukat ortaya çıkıp “İzin almanız bir şeyi değiştirmez.” der ve gerisi de gelirdi. Bu yüzden, sitenin adını kullanmadık. Tabii Tomamometer’daki Golden Compass puanı yüzünden de olabilir. (Gülüyor.) Toplam Tomamometer puanımı düşürdüler. (Tomamometer-Rotten Tomatoes adlı sinema sitesinde filmlerin siteden aldığı puanı gösteriyor)

Büyük bir kültürel fenomen haline gelmiş bir projede yer almak üzerinizde çok baskı oluşturuyor mu?

Hem de nasıl. Bu daha çok insanın kendi kendisi üzerinde oluşturduğu baskı oluyor; çünkü fanlar çok destekleyici ve çok kibar. Twilight fanlarıyla ilgili ilginç olan nokta, kötü eleştirilere çok meyilli olmamaları. Fanlar heyecanlı ve her şeyin iyi olmasını, güzel biçimde tamamlanmasını istiyorlar. Kitabın okurlarına karşı, film serisine karşı duyduğum sorumluluktan çok daha büyük bir sorumluluk hissediyorum; çünkü bu projede yakalamaya çalıştığınız şey herkesin edindiği o ilk izlenim. Kitapları ilk defa okuyan kişi eğer gençse ve kitabın içinde kendini kaybediyorsa hızla bitiriyor. Bu deneyimi filme de yansıtabilmek bizim için harika olurdu. Bu da Stephenie’yle, fanların isteklerine sadık kalmakla ilgili kendi görüşlerimizi çok fazla taşımadan, sürekli iletişim halinde olmakla sağlanabiliyor.

Çekmekten en çok hoşlandığınız sahne hangisiydi?

Aslında çekmekten hoşlandığım birçok sahne var. Her ne kadar biçimsel yönden başımızı çok ağrıtsa da Volturi arazisindeki sekansı çekmekten çok zevk aldım. Bunlar aslında en çok korkulacak sahnelerdi; çünkü çok zaman alıyorlardı ve sahneleri düzgünce sürdürmek zorundaydık; ama benim favori sahmelerimdi çünkü Bella’nın gidip Edward’ı kendisini öldürmekten alıkoymaya çalışması filmin en önemli noktasıydı. Dünyanın en güzel ülkesindeki Toscana’nın küçük bir kentinde ortaçağdan kalma bir şehir meydanı oluşturabilmek için 1000 figüranla çalıştık ve orada çalışmak müthiş bir fırsattı benim için. Aynı zamanda da sürreal bir deneyimdi; çünkü tüm Avrupa kıtasının her bir yerinden veya çok daha uzaklardan sayısız Twilight fanı Montepulciano’ya gelmişti ve kendilerine birer otel odası tutmuşlardı. Bazen bu otel odalarında oyunculardan ve ekipten kalanlar da oluyordu. Yani, bu Beatlemania’ya benzer çılgınlık bu küçük ve güzel dağ kasabasında gerçekleşiyordu. Çekim yaptığımız beş gün boyunca ortamda acayip bir festival atmosferi vardı. Ve bu gerçekten rahatsız edici değildi. Çektiğimiz her sahneden sonra, kötü olalım ya da olmayalım, insanların bizi alkışlaması çok moral vericiydi. Sahnenin çekiminin nasıl gittiği hakkında hiçbir fikirleri yoktu çünkü duyabilecek kadar yakında değillerdi. Kameranın çekmediği her bir sokağa doğru baktığınızda gerçekten sevdikleri bu seriyle ilgili biraz olsun bir şeyler görmeye gelmiş yüzlerce genç kız görebilirdiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
New Moon'un Yönetmeni Chris Weitz'den Açıklamalar
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
 :: Seri Kitapları :: New Moon (Yeni Ay)-
Buraya geçin: